Liyakat ne demektir?
Liyakat terimi, genel anlamda herhangi bir oluşumda o oluşuma uygun yetkin ve uzman kişinin seçilmesi anlamına gelmektedir. Buradaki “ uygunluk”, işin gereğini yerine getirebilmek için gerekli bilgi ve deneyim olarak kastedilmektedir. Diğer yandan, bu kavram, özünde etik ve erdem gibi değerleri de barındıran bir değerdir.
Bunu neden bu şekilde açıklamak zorunda kaldım, bu yazımda onu belirlemeye çalışıyorum.
Güzel ülkemizde 50 yılı aşkın bir iş ve sosyal yaşamı sürdüren ve halen daha aktif değerler üretmeyi, kendine düstur edinmiş biri olarak bu kelime üzerinde çok durmakta ve sürekli terennüm etmekteyim.
Yabancı bir deyim olarak örneğin İngilizcede geçen adı ‘’merit’’ kelimesi ile ifade edilen liyakat kavramının Cambridge Dictionary’ de anlamı da ‘’Bir şeyin başka bir şeye kıyasla sahip olduğu avantajlar’’ şeklindedir.
Bu da bize başkalarına karşı sahip olabileceğimiz avantajların neler olabileceğini ve bu avantajların nasıl kazanılması gerektiğini anlatmaktadır.
Küresel sistemde ve ülkemizde her alanda giderek artan rekabetçi baskılara ek olarak, şirketler artık ırk ve cinsiyet eşitsizliği hakkında yoğun hararetli tartışmaların merkezinde yer alıyor. Çeşitlilik, kapsayıcılık ve ırksal adalet taahhüdünü göstermek için her zamankinden daha büyük bir ihtiyaçla karşı karşıya kalan şirket yöneticileri, hatta açıkça ilerici değerlere sahip olanlar bile, kuruluşlarındaki demografik dengesizlikleri düzeltmek için mücadele ediyorlar.

Daha da önemlisi, kimi işe alacakları, ödüllendirecekleri ve terfi ettireceklerine ilişkin kararlarının nesnel, adil ve tarafsız kriterlere dayandığını göstermek için bazı şirketler önyargının yaratabileceği her türlü rolü ortadan kaldırmaya hevesli hale geliyorlar.

Aslında olması gerektiği gibi davranıyorlar da doğru seçimler ve doğru yerleşimler yapabiliyorlar mı?
Bu kavramı uzun yıllardır önemsemeyi unutmuş, değerlerinde çok fazla sapmış bir toplumun üyesi olarak bu sorunun sürekli konuşulması gerektiğine inanıyorum.
Ülkemizde bitmeyen tartışmalar, adam sendecilikler ve kayırmacılıkların kutuplaşmaya vardığı ve çoğaldığı günlerden geçiyoruz. Hatta çok acı ama ülkemizi yasa boğan, sayısı on binlerce ifade eden kayıplarla uğraştığımız 6 Şubat depremleri bile bizleri bu tartışmaların tam merkezine çekmekte ve daha da ayrıştırmaktadır.
Neden böyleyiz ve neden bu tartışmalar sürüp gidiyor da biz bir türlü çözüm bulamıyoruz.

Uzman ! dediğimiz birçok insan konuşuyor, yazıyor, analiz ediyor da neden bu kötü değişime dur diyemiyoruz.
İşte asıl sorun burada yatıyor.
Yönetimde ve denetimde yıllardır süren liyakatsiz atama veya seçim sonuçları, o işin ehilleri olmayan birçok insanı birçok kritik görevlerin başına getirerek karmaşayı daha arttırıyor ve bu ehil ve yeteneği olmayan kişi ve kurumlar en basit kriz hallerinde etkin olamıyor.

Kavramsal olarak, liyakat sisteminin çıktısını elde etmek için liyakate dayalı üst düzey resmi seçimin dinamiklerini iyi yönetmek gerekir. Liyakate dayalı üst düzey seçimin başarısı veya başarısızlığı büyük ölçüde hesap verme sorumluluğuyla desteklenmesine bağlıdır. Bağımsız değişkenler (cinsiyet, eğitim durumu, deneyim ve yaş) açıkça ele alınmadığı ve liyakat kriterlerinin (sınavlar; mülakatlar; eşitlik ve adalet; beceriler) doğru kullanımıyla desteklenmediği sürece seçim de sembolik olarak kalır ve sadece şekilde yer alır. Bir işin başarısı için Kıdemli yetkililerin etkili ve profesyonel olması beklenir, çünkü liyakate dayalı seçim, fırsat eşitliği sağlar ve personeli motive eder.
Bu genel kuralın ülkemizde çoğu zaman uygulanmadığı, ‘’Kart hamili Yakınımdır’’ deyişi ifade edilen adam kayırmacılık ve ‘’Torpil’’ diye adlandırılan yandaşlık uygulaması devam ettikçe birçok değer istenildiği gibi olmamaktadır.

Liyakate uygun olmayan kamu kurum yöneticileri, özel şirket yetkilileri, teknik personel ve yargı unsurlarının oluşturduğu sistem kötü olarak devam edecek ve sonucu da sürekli kayıp olarak yaşanacaktır.

Ülkeler milli değerleri ve tarihsel olguları örnek alarak yaşamlarını sürdürürler.
Atasözleri ile şekillenirler ve deneyimlerle iyiyi doğruyu ve güzeli bulmaya yönlenirler. İnançları ile pekişen birçok değeri de öne alarak kurumlarını oluştururlar.
Oysa Türk milleti değerlerine baktığımızda liyakat kavramının çok gerilerde bırakıldığı bu dönemlerde çözüm arandığını görerek üzülmekteyim.
Çözüm layık olduğunuz değerleri oluşturmanıza ve sizleri liyakate değer insanlarla yönetilmeye başladığınızda gelecektir.
Bunun adı da nitelikli ve tavizsiz eğitimdir.
Sevgilerimle,
Sinan Bayraktar
2 Mart 2023 İstanbul

No responses yet

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir